İŞTE HAYAT BU

Adil Başoğlu

 

Deli dolu yaşarsın bazan bu hayatı

Bazan sakin çarşaf olmuş bir deniz gibi

 

O kadar yaşarsın da destan gibi

Anlatsan da kimse inanmaz ki

 

Hani birini seversin

Sevilenler hep yürektedir

Sadece özlersin

 

Bazan umutsuzluğunda yanarsın

Hiçbir şey yapamamanın üzgüsü

Bazan her şeyi başarmanın bahtiyarlığı

 

Çok seversin

Ve çok emek verirsin

Ayrılmazsın bir zaman

Ve yeniden başlaman imkânsıza yakındır

Ama başarırsın

 

İşte böyle

Bazan derin bir hüzün kalır

Bazan neşeli gülüşler

Gönlünde

Ve yüzünde

Ve ağzında yine güller açar

 

Buğusu tüter denizin dok işçilerinin bakışlarında

Gözlerinin rengini söyleyemem

Bir ben bilirim gözlerinin rengini

Bir ben gözlerinde kaybolurum

 

Uyusam uyusam bir yaz sabahına uyansam

Her yerim yeşil erik ve çilek koksa

 

Çocuklara çağla toplasam

Saçlarına nar çiçeği taksam

 

Kızıl bir güle benzer ateşinde dağların

Gün doğumunda şafaklar ki senin dudakların

Gözlerin çağlayan çiğdem tarlası

Silebilsem gönlündeki o perişan ihtirası

 

Sen çaresizliğin çiçek açmış hali

Süzülürken anemonların aydınlık yüzlerinden

Coşkun gülşen denizden

Kız Kulesi’nin gökşin kubbesinden

Bir bayrak gibi salınsın

Görkemin aksın

Avuçlarıma bu geceden

Çok mutluyum seninle ben

 

Dur biraz dinleyeyim

Çatlayan nar çiçeğinin sesi mi o

 

Elma şekeri zamanları mıydı

Çocuk sevinçleri akşamı mıydı

 

Dağlar kızıl bir güle dönünce gel

Anemonlar gülünce gel

Ve aşk Kız Kulesi’ne hapsolunca gel

 

Pergamos Kralı Attilos toplamış da halkını

Parşömene yazdırdı son nutkunu

Büyük İskender Granikos savaşıyla kesti başını

Tarumar etti tahtını

 

Üç gün Bakırçay kan ağladı

Üç gün yalvardı Pergamos halkı

Apollon Sunağı doldu taştı

 

Bilge Heredot destanını yazdı

Hokkasına kuğu tüyü kalemini batırdı

Bir kadın Safo şiirler yazdı

Bir yağlı kandilin sarı ışığı vardı

Vakitlerden karanlık bir akşamdı

Gözleri ve parşömen ıslaktı

 

İşte bazan böyle deli dolu yaşarsın hayatı…