1. Doğum Yıldönümünde Helene Weigel için…

Biografi

12.5.1900: Helene Weigel’in Viyana/Avusturya’da doğumu. Babası Viyana’da bir tekstil firmasında ticari temsilcidir, annesi ise bir oyuncakçı dükkanı sahibidir. Anne ve babası Yahudidir.

1917: İlköğrenimden sonra okumaya devam eder. Avusturyalı sosyal pedagog ve reform pedagogu Eugenia Schwarzwald’ın okulunda liseyi bitirir.
1918: Anne ve babası istememelerine rağmen Viyana Halk Sahnesi’nde küçük rollerde oynamaya başlar.
1919: Almanya’nın Frankfurt/Main kentine göçer. Burada “Yeni Tiyatro”nun yöneticisi ile ilk oyunculuk anlaşmasını imzalar.
Frankfurt yıllarında klasik ve modern tiyatro oyunlarında çeşitli rollerde oynar. Hauptmann’ın “Sıçanlar”; Strindberg’in “Arkadaşlar”; Shakespeare’in ‘Bir Kış Masalı’; Aristofanes’in “Lysistrata”, Büchner’in “Danton’un Ölümü”; Schiller’in “Haydutlar”; Ibsen’in “Peer Gynt”; Moliere’in “Zoraki Hekim” oyunlarındaki rolleri ile ünlenir.
1922’de Berlin’e taşınır. Devlet Sahnesi’nde çalışmaya başlar. 1923’ten itibaren oyun başı anlaşmalar dönemi başlar.
1923’te B. Brecht’le tanışır.
1924’te Brecht’ten gebe kalır. Brecht bu arada 1922’den beri opera sanatçısı Marianne Zoff ile evlidir. 1923’te Bertolt Brecht ile Marianne Zoff’un bir kız çocuğu olur.
3 Kasım 1924’te Helene Weigel ilk oğlu Stefan’ı doğurur.
1925’in ortalarından itibaren Weigel yeniden sahnelere döner. Hebbel’in “Maria Magdelena”sındaki Clara rolü büyük beğeni ve başarı kazanır. Weigel’in bu role hazırlanmasında Brecht ona yardımcı olmuştur. Bu büyük bir ortak çalışmanın da başlangıcıdır.
1926’da Fritz Lang’ın ünlü “Metropolis” filminde ikinci derecede bir rol alır.
1927-1929 arasında yine çeşitli oyunlarda rol alır. Örneğin Toller’in “Seken Adam” adlı oyunu bunlardan biridir. Bu yıllarda ayrıca Brecht’in oyunlarında da Helene Weigel kadın rollerinin vazgeçilmez oyuncusu haline gelir. Brecht’in “Adam Adamdır”ında ve “Happy End”inde oynar.
1929’da Bertolt Brecht’le evlenir.
28 Ekim 1930’da kızı Barbara’yı doğurur.
1930-1933 arasında Helene Weigel, komünist bir kabare oyunu olan “Oooo Kadar Memnunuz ki”nin yazılmasında, sahnelenmesinde vb. yer alır. Ayrıca bu dönemde Almanya Komünist Partisi’nin seçim toplantılarının kültür bölümünün hazırlanmasında yer alır. Slatan Dudow’un rejiisini yaptığı, Brecht’in yazdığı “Kuhle Wampe, Ya Dünya Kimindir?” filminin gerçekleştirilmesinde yardımcı olur.
1932’de Berlin’de Brecht’in Gorki’den uyarladığı “Ana” adlı oyununda, henüz 32 yaşında, işçi anneyi oynar. Epik tiyatro açısından çığır açıcı bir temsildir bu.
28 Şubat 1933’te Helene Weigel, Brecht’le birlikte Almanya’dan Prag’a kaçar. Çocuklar da onların kaçışının hemen ardından değişik yollardan Almanya dışına çıkarılır.
Mart 1933’te çocuklarla birlikte Viyana’ya gider.
Haziran 1933’te bazı dostlarının yardımıyla Karin Michaelis’in Danimarka’da Thuro adasındaki evine taşınır.
1933 Eylül’ünde Helene Weigel Kopenhag’da bir öğrenci toplantısında Brecht okur/oynar.
1933 Eylül’ü sonunda Weigel Moskova’ya gider, Moskova Radyosu’nda çeşitli okumalara katılır ve daha sonra hastalanır.
Aralık 1933’te Danimarka/Svendborg’da bir eve taşınır.
1934 Kasım’ında Avusturya ve İsviçre’ye gider ve çalışma (tiyatro) imkânlarını araştırır.
Aynı yıl, Brecht’in yeni kadın arkadaşı Ruth Berlau Danimarka Devlet Tiyatrosu’nda Brecht’in Ana oyununu sahneye koyar. Helene Weigel ona yardımcı olur.
1936’da İspanya’da Brecht’in oyunlarının sahnelenmesi planlanır, Weigel oyunlarda önemli roller oynayacaktır. Ancak içsavaş bu projenin hayata geçirilmesini engeller.
8 Haziran 1935’te Alman İçişleri Bakanlığı Bertolt Brecht’in vatandaşlıktan çıkarıldığını duyurur.
3 Nisan 1937’de Helene Weigel ve çocuklarının Alman vatandaşlığından çıkarıldığı duyurulur.
Bu arada yurtdışında Alman göçmen nüfus çoğalmaktadır.
Eylül 1936’dan itibaren Slatan Dudow’la Paris’te “Carrar Ananın Silahları” adlı oyunun provalarına başlar. Almanca dilinde ilk oyun 16 Ekim 1937’de Paris’te sahnelenir.
Bu dönemde Helene Weigel, Bertolt Bercht ile, onun aynı anda Margrete Steffin ve Ruth Berlau ile ilişki içinde olması nedeniyle çatışma içindedir. Helene Weigel bu dönemde Svendborg’u terkeder, Viyana, Prag ve Zürih’te yerleşme ve çalışma imkânlarını araştırır. Brecht ise Helene Weigel’i geri kazanmaya çalışmaktadır.
Moskova’da kalır. Weigel/Brecht ve Ruth Berlau, çocuklarla birlikte seyahate devam ederler. Vladivostok’ta Margrete Steffin’in ölüm haberi gelir.
Gemiyle ABD yolculuğuna çıkarlar.
22 Haziran 1941’de Nazi Almanyası, Sovyetler Birliği’ne saldırır.
1941-1947 yılları arasında ABD’de Santa Monica’da ikamet ederler.
Weigel iş konusunda bir sürü vaad alır, ama somut olarak çalışma imkânı bulamaz.
28 Ekim 1942’de Helene Weigel’in babası Lodz/Polonya’ya sürülür. 3 Kasım 1947’de Viyana Eyalet Mahkemesi onun ölmüş olduğunu tespit eder.
Bu dönemde Weigel’in en büyük destekçileri arkadaşlık kurduğu Feuchtwangerler olur. Lion ve Martha Feuchtwanger de ABD’de yaşayan Alman siyasi göçmenleridir. Leon Feuchtwanger ünlü bir yazardır, Brecht’le ortak yazdığı kimi yapıtlar da vardır.
1943 Mayıs’ında Martha ve Helene, FBI tarafından evlerine dinleme cihazlarının yerleştirilmesini ilginç bir yöntemle protesto ederler: İki arkadaş birbirlerine telefon ettiklerinde Polonya’da basılmış bir yemek kitabından birbirlerine Lehçe yemek tarifleri okurlar saatlerceÉ İkisi de Lehçeyi bilmemektedir!
1944 yılında arkadaşı Karin Michaelis, Helene’yi ziyaret eder. Helene Weigel ona derdini döker: “Benim alçakgönüllü yaşama amacım giderek küçüldükçe küçülüyor. Artık kendimi önemli, işe yarar hissedemiyorum.”
8 Mayıs 1945’te Nazi Almanyası kayıtsız-koşulsuz teslimiyet belgesini imzalıyor.
Ekim 1945’ten başlayarak 1947’de ABD’den ayrılana dek Helene Weigel, Almanya, Avusturya, Danimarka, İsveç ve Finladiya’da tanıdığı sanatçı ve arkadaşları için geniş çapta yardım kampanyaları düzenler ve onlara yardım paketleri gönderir.
1946 başında Berlin’deki “Alman Tiyatrosu”nun şef dramaturgu Brecht ile Helene Weigel’i Berlin’de çalışmaya davet eder.
Mart 1947’de Helene Weigel ve kızı Barbara için İsviçre vize vermeyi kabul eder.
Ekim ortası 1947’de “Antiamerikan Faaliyetleri Araştırma Komisyonu” Brecht’i sorguya çeker (bunun için bkz. “Üye misin? Üye miydin?”, İnter Yayınları). Brecht bir gün sonra ABD’yi terkeder, Avrupa’ya uçar.
19 Kasım 1947’de Helene Weigel uzun bir gemi yolculuğundan sonra Zürih’e varır. 21 yaşındaki oğlu Stefan ABD’de kalır ve kimya yüksek öğrenimi görür.
Brecht ve Weigel kısa süre İsviçre’de kalırlar. Bu süre içinde Brecht Weigel için Antigone’yi yeniden kaleme alır, birlikte provalara başlarlar.
14 Mart 1948’de Weigel 10 yıl aradan sonra yeniden ilk kez sahneye çıkar. Hiçbir şeyi unutmamıştır!
Ekim 1948’de Prag’a giderler ve Hans Eisler’le buluşurlar. Prag’dan Berlin’e geçerler. Almanya’nın o dönemde Sovyet işgali altında olan doğu bölgesinde (daha sonraki Demokratik Alman Cumhuriyeti) yaşamaya karar verirler. Ve Doğu Berlin’e yerleşirler.
Ekim 1948’de Helene Weigel “Kültür Birliği”ne üye olur ve “Alman Tiyatrosu”nda “Cesaret Ana ve Çocukları”nın provalarına başlar.
11 Ocak 1949’daki prömiyer büyük bir başarı olur. “Cesaret Ana” rolünü Weigel bu sahnelemede ve daha sonra “Berlin Oyuncuları”nın sahnelemesinde 405 kez oynar.
Ocak 1949’da Brecht ve Weigel ile, devlet ve kültür sorumluları arasında, kendilerinin yöneteceği bir tiyatro için görüşmeler yürütülür. En başından itibaren bu tiyatronun yöneticisinin Weigel olacağı kesindir.
Haziran 1949’a gelindiğinde, Weigel artık kendine ait bir büroya sahiptir ve yeni kurulacak tiyatroda çalışacakları da toplamış durumdadır.
1 Eylül 1949 “Berlin Oyuncuları”nın (Berliner Ensemble) ilk çalışma ve açılış günüdür. Weigel yönetici ve aynı zamanda sanat yönetmenidir. O 1971 yılında ölünceye kadar, yani 22 yıl, Berlin Oyuncuları’nın yöneticiliği görevini yapmıştır.
7 Eylül 1949’da Batılı işgal güçlerinin işgal altında bulundurdukları Batı Almanya’da “Federal Almanya Cumhuriyeti”nin kurulduğu açıklandı. Buna doğudan cevap, 7 Ekim 1949’da “Demokratik Alman Cumhuriyeti”nin kurulduğunun ilanı ile geldi.
Kasım ayında Berlin Oyuncuları’nın ilk oyunu (henüz Alman Tiyatrosu’nun sahnesinde; Berlin Oyuncuları’na tahsis edilen Schiffbauerdamm’daki tiyatroya geçmek -savaştaki yıkımın tamiratı nedeniyle- ancak 1954 yılında mümkün oldu.)
Nisan 1950’de Avusturya devleti Helene Weigel’e vatandaşlık hakkını geri verir. Demokratik Alman Cumhuriyeti’nde ise Helene Weigel çifte vatandaştır: Alman vatandaşı; Avusturya vatandaşı.
6 Mayıs 1950’de Helene Weigel, Bertolt Brecht ve kızı Barbara ile birlikte atom silahlarının yasaklanması için bir çağrı imzalar.
1950-1951’de Almanya ve Avusturya’da geniş turneler yapılır.
1952 yılında Weigel Brecht ile birlikte, Berlin çevresinde Buckow’da, göl kıyısında, yazları sanatçı arkadaşları ve çocuklarla birlikte geçirecekleri bir ev kiralar.
Eylül 1952’de “Carrar Ananın Silahları” Berlin Oyuncuları tarafından ilk kez sahnelenir. Weigel başroldedir.
Aralık 1952’de ilk büyük yurtdışı turnesi gerçekleştirilir. İlk durak Polonya’dır. Nazi zulmünden en çok çeken ülkelerden biri olan Polonya’nın ilk ziyaret edilen durak olması, Alman emperyalizminin birlikte mahkûm edilmesi, önemli bir siyasi mesajdır.
Aralık sonunda Helene Weigel’in kızı Barbara ilk kez bir oyunda rol alır.
1953 yılı içinde “Carrar Ananın Silahları” oyunu filme alınır.
Nisan 1953’te Weigel Demokratik Alman Cumhuriyeti’nde düzenlenen Stanislavski Kongresi’ne katılır.
Mayıs 1953’te Brecht’le olan kişisel ilişkileri yeniden bozulur. Helene Weigel’i Brecht’in ardı arkası kesilmeyen yeni ilişkileri rahatsız etmektedir. Brecht’le ortak oturdukları evden çıkar.
Ekim 1953’te Milano’nun ünlü Scala’sında Brecht’in “Ana” adlı oyunu, Weigel’in başrolüyle sahnelenir. Brecht ile Weigel yine barışırlar.
Kasım sonu 1953’te, Berlin’de Chaussee caddesindeki Brecht’in oturduğu iki katlı evin alt katına taşınır. Ölümüne dek bu evde yaşar. Şimdi bu ev “Brecht Arşivi” olarak kullanılmaktadır. Evin penceresinden görünen ve birçok ünlü filozofun, antifaşist savaşçının vb. mezarlarının bulunduğu mezarlıkta Brecht ve Weigel’in mezarları yanyanadır.
1954’te Berlin Oyuncuları nihayet kendilerine ait tiyatro salonuna kavuşurlar. Berlin Schiffbauerdamm’daki klasik tiyatro salonuna taşınılır.
19 Mart 1954’te ilk oyun olarak, Moliere’in “Don Juan” adlı oyununun Brecht adaptasyonu sahnelenir.
Haziran/Temmuz 1954’te ilk Paris turnesi gerçekleştirilir. Programda “Cesaret Ana ve Çocukları” ve “Kırık Testi” vardır. Turnede büyük bir başarı kazanılır. Dünyanın en iyi tiyatroları yarışmasında Berlin Oyuncuları birincilik ödülünü kazanır.
Eylül 1954’te, Helene’nin valinin karısı rolünü oynadığı “Kafkas Tebeşir Dairesi”nin prömiyeri yapılır.
Aralık 1954’e Batı Berlin’de yapılan seçimlerde Helene Weigel Sosyalist Birlik Partisi listesinden bağımsız aday olarak seçimlere katılır, fakat seçilemez.
1956’da Paris’e yeni bir turne düzenlenir. Bu kez programda “Kafkas Tebeşir Dairesi” vardır. Paris Express’de Berlin Oyuncuları “Geleceğin Tiyatrosu” olarak övülür.
1956 Ağustos’unda Cesaret Ana’nın filme çekimi, film yönetmeni Wolfgang Staudte ile Weigel arasındaki çelişmeler nedeniyle kesilir.
Brecht kısa bir hastalık döneminden sonra 14 Ağustos 1956’da ölür.
27 Ağustos 1956’da Weigel, Berlin Oyuncuları ile birlikte uzun süredir planlanan Londra turnesine (toplam 24 oyun) çıkar. Programda “Cesaret Ana”, “Kafkas Tebeşir Dairesi” ve “Davullar ve Trompetlerle” oyunları vardır.
1956 sonbaharında Weigel Brecht Arşivi’nin düzelenmesine başlar. Evin birinci katı ve tavan katı kurulacak Brecht Arşivi için kullanılır. Weigel’in kendisi zemin katta oturur.
Mayıs 1957’de Weigel Brecht’in “Galilei’nin Hayatı” adlı oyununun Düsseldorf’ta sahnelenmesinde başrol oyuncusu ile ilgili veto koyar. Nazi Almanyasında oyunculuğunu sürdüren ve bu arada anti-Semit tavırlarıyla öne çıkan Karl Kraus adlı oyuncu Galilei rolü için düşünülmüştür. Weigel “Brecht birçok konuda gayet geniş yürekli davranmıştır. Fakat affetmediği bazı olaylar ve bazıları da vardır. Bunlardan biri de Kraus’tur” diyerek, Kraus’un oynaması halinde oynama hakkını geri çekeceğini açıklamıştır. Oyun bir başka oyuncu ile oynanmıştır sonunda.
1957 yılında bundan sonra Paris ve Moskova-Leningrad turneleri vardır. Sovyetler Birliği’nde toplam 23 oyun sahnelenmiştir.
Şubat 1959’da Weigel kendi parasıyla, Brecht’in 60. doğum günü nedeniyle Brecht’in kimi şiir ve öykülerini “Şiirler ve Öyküler” isimli, resimli bir broşür halinde bastırır ve okullara dağıtır.
1958 Nisan’ında Çekoslovakya; sonbaharında Batı Almanya turneleri vardır.
Mayıs 1959’da “Ana” ve “Galilei’nin Hayatı” oyunlarıyla Macaristan ve Romanya turneleri vardır.
Eylül 1959’da İsveç ve Finlandiya turnesi vardır.
Haziran 1960’da 4. kez Paris turnesi yapılır. Programda “Cesaret Ana”, “Galilei’nin Hayatı” yanında “Arturo Ui’nin Önlenemez Yükselişi” adlı oyun da vardır.
Eylül 1960’da Berlin Oyuncuları Batı Almanya turnesi yaparlar. Hıristiyan Demokrat Parti’nin boykot çağrılarına rağmen turne büyük bir başarı olur.
Ocak 1961, Helene Weigel’in başrolünü oynadığı “Cesaret Ana” filmi gösterime girer.
“Brecht Akşamı 1″in (nesir yazılar ve şiirler, oyuncular tarafından seçilmiş ve oynanıyor-okunuyor) provaları yapılır.
Haziran 1961’de “Brecht Akşamı 1”, “Bayan Flinz”, “Arturo Ui’nin Önlenemez Yükselişi” ile Varşova ve Poznan turnesi yapılır.
1962-1963: “Brecht Akşamı 2”, “Brecht Akşamı 3” hazırlanır ve sahnelenir.
Şubat 1962’de “Brecht Akşamı 2” ile İsviçre turnesi.
1965 Mayıs’ından Ağustos ortasına dek “Arturo Ui’nin Önlenemez Yükselişi”, “Coriolan”, “Brecht Akşamı 1” ve “Brecht Akşamı 2”, “Komün Günleri”, “Üç Kuruşluk Opera” ile Prag, Budapeşte ve Londra turneleri.
Kasım 1965’te Weigel, Peter Weiss’ın antifaşist “Sahnelenmiş Oratoryum”u ve “Soruşturma”sının televizyon oyunu olarak çekimlerinde rol alır.
1966’da tiyatro oyunculuğu sanatı üzerine bir tartışma toplantısına katılır. Bu toplantıda, şu anda Berlin Oyuncuları’nın yöneticiliğini yapan Klaus Peymann da vardır.
1966 Şubat’ında Brecht’in 68. doğum yıldönümü dolayısı ile “Edebiyat Araştırılacaktır” isimli bir program hazırlanır. Weigel de rol alır.
1966 Mayıs’ında uzun yıllardır Berlin Oyuncuları’nda rejisörlük yapmakta olan Erich Engel ölür. Manfred Wekwerth Berlin Oyuncuları’nın başrejisörü olur.
Haziran 1966’da Berlin Oyuncuları Frankfurt/Main (Batı Almanya’da) “Experimenta” adlı kültür sergisi çerçevesinde “Brecht Akşamı 3″ü sergiler.
Eylül 1966’da Helene Weigel Berlin Oyuncuları ile Venedik turnesini gerçekleştirir. Programda “Arturo Ui’nin Önlenemez Yükselişi” ve “Coriolan” vardır.
Şubat 1967’de Weigel Brecht’in 70. doğum yıldönümü dolayısıyla öğrencileri bir resim yarışmasına çağırır.
Mart 1967’de Weigel 6. Dünya Tiyatro Günü dolayısıyla enternasyonal bir mesaj yayınlar.Bu mesaj dünyanın birçok ülkesinde yayınlanır.
Nisan 1967: “Brecht Akşamı 4” için provalar.
Şubat 1968: Brecht’in “Simone Marchard’ın Öyküsü” isimli oyununun televizyonda ilk gösterimi.
9-16 Mart 1968: Berlin Oyuncuları tiyatro salonunda “Brecht Diyalogu” adı altında konferans.
Haziran 1968: “Mezbahaların Aziz Johannası”nın provaları.
Haziran 1968: Weigel, Peter Weiss’ın “Vietnam Tartışması”nda yer alır.
Eylül 1968: “Arturo Ui’nin Önlenemez Yükselişi”, “Coriolan”, “Ana” ve “Adam Adamdır”la Leningrad turnesi.
1969’da Wekwerth Oyuncular’ı terk eder. Yeniden yapılanma için planlamalar yapılır. Birçok çalışan Berlin Oyuncuları’ndan ayrılır. SED (Almanya Sosyalist Birlik Partisi / egemen revizyonist parti) Helene Weigel’i kızağa çekmek, ondan kurtulmak istemektedir.
Ocak/Nisan 1970: Weigel’in çok aktif olarak katılıp yönlendirdiği “Woyzeck” provaları.
22 Nisan 1970: “Çağdaş Lenin” programına katılım.
Mayıs 1970: “Arturo Ui’nin Önlenemez Yükselişi”, “Coriolan”, “Üç Kuruşluk Opera” ve “Brecht Akşamı” ile Yugoslavya turnesi.
Ekim 1970’de: “Coriolan”la Varşova turnesi.
Ocak 1971’de Wolfgang Pinzka rejisiyle “Ana”nın yeniden sahnelenmesi.
18 Mart – 5 Nisan 1971 arası, Paris Komünü’nün 100. yıldönümü dolayısıyla Paris turnesi. Bu arada ilerleyen bir kanser hastalığı sözkonusudur. Programda olan oyunlar “Ana”, “Komün Günleri”, “Ekmekçi” ve “Brecht Akşamı”. Weigel 71 yaşına rağmen, tek başına 3000 kişilik bir salonda sahneyi dolduran bir oyuncudur. Ana rolünde sahneye ilk ayağını attığında seyirciler yerlerinden kalkarak, 15 dakika süren alkışlarla onu selamlar. 2 Nisan 1971’deki sondan bir önceki oyunda, oğulun anayı kucakladığı sahnede kaburgaları kırılır. Buna rağmen oyunu kimseye belli etmeden sonuna kadar götürür. 3 Nisan’daki oyunda da kaburgaları kırık olarak oynar.
5 Nisan 1971’de Berlin’e döndükten sonra, kısa bir hastalık dönemi ertesinde 6 Mayıs 1971’de Helene Weigel ölür.

 

Helene Weigel Paris’te sahnede

ANNA SEGHERS
1938

Uykusuz bir gecede, ya da Paris’te dolu bir meydanın orta yerinde belleğe takılıp kalan bir sürü duyu algısı -Almanca kırıntıları, yüzler, bayraklar, sözcükler, şeyler, kokular- içinde bir de şunları söyleyen ya da söylemek için hareketlenen bir ses var: “Ben anayım. Bu benim oğlumdur. Son dönemde epey kilo kaybetti o.”
Bu rolde bu sözcüklerle Weigel tam da canlandırmak istediği şeyi canlandırır konumdaydı. Şimdi o istediği şeyi oynayabiliyordu, bizim de istediğimiz buydu. Şimdi o kendi kendisiyle barışıktı, kendisiydi. Onun çizdiği kişinin profili, canlandırılan kişinin profili ile birebir örtüşüyordu denebilir. Böylece ortaya tek, net ve kesin bir profil çıkıyordu. Bunun kötü fotoğraflarda var olan, hani şu rötuşlanan ve böylece her türlü şarlatanlığın yapılabileceği falcıların fotoğraflarına dönen fotoğraflardaki titrek profillerle hiçbir benzerliği yoktur. Yalnızca bu tek yorumlu, net oyun, bizde sarsılmaz tek yorumlu, net etkiyi yapabilir. Hani şu tüm gerçek sanat edimlerinden tanıdığımız: “Bu böyledir mutlaka, başka türlü olması mümkün değildir” etkisi. Fakat böyle bir etki için Weigel’in doğru bir plana sahip olması, seyircisini çok iyi tanıması ve doğru planını da, yetenek ve mesleki bilgisi sonucu, doğru bir biçimde hayata geçirebilecek durumda olması gerekiyordu. O bütün bunlara bizim için sahipti ve bizim için oynadı. Sonra diğer bir sürü sesle birlikte bu ses de sustu.
Biz, hepimiz herhalde oldukça uzun süre çok yorgunduk, çok güç kaybetmiştik, öyle ki, örneğin Bergner’in Londra’da oynama imkânının olması, buna karşı ama Weigel’in imkânının olmaması konusunda düşünecek halimiz bile yoktu. Olsaydı aslında yalnızca onun için bile bir sahne kurup, onu zorla sahneye çıkarmak gerektiğini düşünebilirdik.
Nihayet bu kış Weigel yeniden oynama imkânına kavuştu. Her şey yerli yerinde duruyordu. Bilgisinden, yeteneğinden yitip gitmiş hiçbir şey yoktu. Yine hâlâ şu tam, tek ve değişmez bir sonuç dışında hiçbir sonuca izin vermeyen ses: “Tanrı insanlara mesleklerini verdi; benim oğlum balıkçıdır.”
Oğul: “Eğer işler benim istediğim gibi olaydı…” diye söze başladığında Weigel her biri çakılan birer çivi gibi etki yapan sözcüklerle yanıtlıyor onu: “İşler senin istediğin gibi olmaz!”
Weigel’in oynayabilmesi, yalnızca onun ve Brecht’in değil, aynı zamanda bütün kolektifin kazanımıdır: Oyunda istenenin ne olduğunu bütünüyle anlamış olan o birkaç genç yoldaşın; kapı, pencere ve fırını sanki “Reinhardt’ın kendisi için”miş gibi yapmış olan Lohmar’ın kazanımı.
Brecht bu akşam için “Carrar Ananın Silahları” isimli oyununu yazmıştı. Bu kadın Asturya savaşlarında vurulup ölen kocasının evin bir yerinde saklamış olduğu silahları çıkarıp vermek istememektedir. Bütün analar gibi o da, doğmuş olanın öldürülmesine karşıdır. Ne erkek kardeşine silahları vermek istemekte, ne de oğullarını Franco’ya karşı savaşa göndermek istemektedir. Ta ki, öldürmekten alıkoyup balığa gönderdiği en büyük oğlu, diğerleri tarafından balık avında, hem de yalnızca karşı taraf için onun “düşman” olduğunu gösteren aptalca bir şapka giymiş olması nedeniyle öldürülene dek…
Peki şimdi Weigel’in sesi ne yapıyor? Öyle bir ses ki binlerce gazete, onbinlerce bildiri ya da birkaç vagon dolusu kurşun kadar değerli. Bu ses iyice körelmiş silahları bileyebilir, düşmanları korkutabilir ve bizimkilere güç katabilir. Burada onun sesinden söz ediliyor, çünkü bu sesi uzun yıllar sonra yeniden duymak ancak şimdi mümkün oldu. Çok ses var kuşkusuz, ama yine de hovardaca harcayacak, uğraşmaya değer olmayacak kadar çok değil!
Eğer Alman göçmenler, herhangi bir biçimde bir Alman tiyatrosu kurmayı becerebilseler, eğer Alman oyuncular bizim için oynayabilseler, bu sağlanabilse, önemli bir iş başarılmış olurdu. Böylece yalnızca sadece bizim kendi ihtiyacımız ve isteğimiz olan bir şey başarılmış olunmakla kalınmazdı: Almanca dilinde bir oyuna, başka türlü bize gelmeyecek olan bir sürü Almanca bilen insan da gelirdi.