Lunaçarski, Sovyetler Birliği’nde gerçekleştirilen sanat ve kültür politikasının belirlenmesinde, örgütlenmesinde, düzenlenmesinde, geliştirilmesinde birinci dereceden rol oynayan kişilerden biridir. Lunaçarki25 Ekim 1917’de (yeni takvime göre 7 Kasım) Büyük Proleter Ekim Devrimi’nin zafere ulaşmasının ardından, II. Sovyetler Kongresi tarafından 26 Ekim’de (yeni takvime göre 8 Kasım), Lenin başkanlığında bir “Halk Komiserleri Konseyi” kurulması kararı alınmış, bu konseyde “Eğitim İşleri Halk Komiseri” görevi Lunaçarski’ye verilmiş ve Lunaçarski, 1929 yılına kadar bu görevi başarıyla sürdürmüştür.Yüksek okullar da dâhil olmak üzere bütün eğitim kurumlarının, siyasi aydınlatma çalışmalarının, basın yayın organlarının, sanat ve edebiyat çalışmalarının bu komiserliğe bağlı olarak yürütüldüğü düşünülürse, Lunaçarski’nin kuruluşundan itibaren Sovyetler Birliği kültür hayatında oynadığı rol daha iyi açığa çıkar.

Anatoli Vasilyeviç Lunaçarski, liberal bir memur ailesinin çocuğu olarak 1875 yılında Ukrayna’nın Poltava kasabasında dünyaya gelmiştir. Genç yaşlarda devrimci harekete katılan Lunaçarski, 1897 yılında Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisi’ne (RSDİP) girmiştir. Yürüttüğü devrimci faaliyet nedeniyle Çarlık polisi tarafından defalarca tutuklanan Lunaçarski, 1898-1904 arasındaki yılları Sibirya’da sürgünde geçirmiştir.

Parti, Bolşevikler ve Menşevikler olarak iki kanada bölündüğünde Bolşeviklerin safında yer almıştır. Sürgünden sonra yurtdışına çıkan Lunaçarski, bu yıllarda Fransa, İsviçre ve İtalya, ‘da yaşamıştır. Bu yıllarda Lunaçarski, hayatını kazanmak için Fransa’da kurduğu parka, soyadının ilk iki hecesini vermiş ve böylece Lunapark doğmuştur. Lunaçarski, sürgün yıllarındaki devrimci faaliyetlerini bu parktan sağladığı gelirle finanse etmiştir (Büyük Larousse).

Lenin’le ilk defa 1904 yılı Aralık ayında Paris’te karşılaşan Lunaçarski, burada diğer Bolşeviklerle birlikte “Vperyod” (İleri) ve “Proletari” gazetelerinin çıkarılması çalışmalarına aktif olarak katılmıştır. Lunaçarski, bu dönemde Lenin’le birlikte yürüttüğü çalışmaların, daha sonraki siyasi gelişmesinde çok önemli rol oynadığını belirtmiştir.

RSDİP’nin 1905 Londra Kongresi’nde silahlı ayaklanma üzerine sunulan karar tasarılarından birini Lunaçarski hazırlamıştır. 1905 Devrimi’nin yenilgisinden sonraki yıllar, Bolşeviklerle Lunaçarski’nin yollarının belli bir süre ayrıldığı yıllar olmuştur. Lunaçarski, bu dönemde Bogdanov tarafından yönetilen “tanrı arayıcıları” grubuna katılmıştır. Lunaçarski’ye yazdığı bir mektupta “Bilimsel Sosyalizm’le din arasında bir birliktelik arayanlarla bütün yollarımız kesilmiştir” (Lenin, “Mektuplar” cilt II, Almanca, sayfa 154) diyen Lenin’le Lunaçarski arasındaki mektuplaşmalar 1908 yılında kesilmiştir. Lunaçarski’nin bu yıllarda kaleme aldığı “Din ve Sosyalizm” (1908-1911) adlı kitap, Lenin tarafından oldukça sert eleştirilmiştir.

Zamanla Lunaçarski, bu idealist okuldan kopmuş ve 1917 Şubat Devrimi’nden sonra tekrar Bolşeviklerin safına katılmıştır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, Ekim Devrimi’nden sonra kurulan ilk hükümette, “Eğitim İşleri Halk Komiserliği” gibi çok önemli bir görevin Lunaçarski’ye verilmesi, Lunaçarski’nin bu süreçte gösterdiği olumlu gelişmenin bir işaretidir.

Lunaçarski, Eğitim İşleri Halk Komiseri olarak Sovyetler Birliği’ndeki sanat ve kültür hayatının oluşması ve gelişmesinde birinci derecede rol oynamıştır. Bu görevi yerine getirirken Lunaçarski, Lenin tarafından “fütürizminden ötürü dayağı hak ediyor” (“Lunaçarski’ye Mektup”tan, Marx-Engels-Lenin “Sanat ve Edebiyat” Ekim Yayınları, sayfa 349) diye yer yer eleştirilse de, “ender rastlanan yetenekte biri” (M. Gorki, “Lenin’den anılar”, Berlin 1951, Almanca sayfa 237), “sadece her şeyi bilen ve çok yetenekli değil, aldığı parti görevlerini mükemmel bir şekilde yerine getiren biri” (Westnik Komünistiçeski Akademi, 1935; aktaran “Vom Proletkult zum sozialistischen Realismus”, Berlin 1981, Almanca, sayfa 6) olarak da övülmüş ve desteklenmiştir.

Lunaçarski, bu dönemde kaleme aldığı bir dizi makaleyle sanatın değişik sorunları, kültür ve eğitim çalışmalarının örgütlenmesi gibi sorunlar üzerine tavır takınmış, “proleter sanat”, “sosyalist kültür” tartışmalarına birinci elden müdahale etmiştir. Lunaçarski, 1929 yılında Eğitim İşleri Halk Komiserliği görevinden ayrıldıktan sonra da “Bilimler Akademisi”nin bir üyesi olarak bu alandaki çalışmalarını sürdürmüştür.

Lunaçarski 1933 yılında Büyükelçi olarak İspanya’ya gönderilmiş, bu görevi yerine getirmek için Madrid’e giderken 26 Aralık 1933’te Mentone’da (Fransa) ölmüştür.

Sovyetler Birliği’nin sanat ve kültür politikasının oluşmasında en önemli rollerden birini oynayan Lunaçarski’nin görüşlerinin bilinmesi, “Proletkült” ve “sosyalist gerçekçilik” tartışmalarının daha iyi anlaşılması için büyük önem taşımaktadır.

Bu makalede biz, Lunaçarski’nin sanat ve kültür üzerine bütün görüşlerinin etraflı bir dökümünü yapmak değil, onun bu alandaki ana düşüncelerini kısaca vermek istiyoruz. Bu görevi yerine getirirken dayandığımız temel eser; A. Yermakova tarafından hazırlanan,1975 yılında “Iskusstvo” yayınevi tarafından Rusça olarak Moskova’da basılan, “A. V. Lunaçarski, Estetik Üzerine Seçme Makaleler” adlı derlemenin, Dietz Verlag tarafından 1981 yılında “A. Lunaçarski, Proletkült’ten Sosyalist Realizme” adıyla Berlin’de basılan Almancasıdır.

Bu makalede, sayfa (s.) numaralarını belirterek yapacağımız bütün alıntılar bu kitaptandır. Lunaçarski’nin sanat ve kültür üzerine görüşlerinin kapsamlı bir Türkçe çevirisi, ne yazık ki bugüne kadar gerçekleştirilememiş olup, bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

Lunaçarski’nin “Lenin ve sanat” adlı makalesinin Türkçe çevirisi, yurtdışında yayınlanan Güney sayı 13’te vardır. Ayrıca, bu sayımızda Lunaçarski’nin “Marksist Eleştirinin Görevleri Üzerine Tezler” adlı makalesinin tam çevirisini yayınlıyoruz. Okuyucularımızdan, bu ve diğer makalelerde dile getirilen görüşler üzerine düşüncelerini, eleştirilerini ve önerilerini bekliyor, tartışmalara aktif katılmalarını talep ediyoruz.