Pazar, Mart 26, 2023
Güney
  • Anasayfa
  • Güney Kitaplığı
    Yılmaz Güney İle Paris’te İki Yıl

    Yılmaz Güney İle Paris’te İki Yıl

    SSCB Ansiklopedisi

    SSCB Ansiklopedisi

    Yılmaz Güney Ve Arkadaşları

    Yılmaz Güney Ve Arkadaşları

    Çağımdan Utanıyorum

    Çağımdan Utanıyorum

  • Dosyalar
    • Yılmaz Güney
    • Nazım Hikmet
    • Bertolt Brecht
    • Kültür Konferansı
    • Diğer Dosyalar
  • Sizden Gelenler
  • Tüm Sayılar
    • Eski Sayılar
  • İletişim
    • Hakkımızda
    • Göndereceğiniz Yazılar Hakkında
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Güney
  • Anasayfa
  • Güney Kitaplığı
    Yılmaz Güney İle Paris’te İki Yıl

    Yılmaz Güney İle Paris’te İki Yıl

    SSCB Ansiklopedisi

    SSCB Ansiklopedisi

    Yılmaz Güney Ve Arkadaşları

    Yılmaz Güney Ve Arkadaşları

    Çağımdan Utanıyorum

    Çağımdan Utanıyorum

  • Dosyalar
    • Yılmaz Güney
    • Nazım Hikmet
    • Bertolt Brecht
    • Kültür Konferansı
    • Diğer Dosyalar
  • Sizden Gelenler
  • Tüm Sayılar
    • Eski Sayılar
  • İletişim
    • Hakkımızda
    • Göndereceğiniz Yazılar Hakkında
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Güney
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle

Tiyatro Artı ile söyleşi

13 Aralık 2017
İçinde Röportaj, Tiyatro
0 0
0
Anasayfa Röportaj
Share on FacebookShare on Twitter

Tiyatro Artı: “Oyuncular bir taklitten ziyade, gerçekten sahneledikleri o karaktere bürünüyorlar…”

Türkiye’deki tiyatro anlayışına birçok açıdan yenilik katmaya çalışan Tiyatro ARTI, son günlerde İç İçe adlı oyunuyla seyirci karşısına çıkıyor.

Biz de grubun yönetimini üstlenen ve İç İçe’nin yönetmeni Ufuk Tan Altunkaya’yla bir araya geldik ve Tiyatro ARTI’nın geçmişi ve geleceği üzerine konuştuk.

Tiyatro ARTI kimdir? Kısaca bahseder misiniz?
Tiyatro ARTI 2005 yılında İzmir’de kurulmuş bir tiyatro grubudur. Aslında öncesinde Tiyatro Kordelya ismi altında çalışmalarımızı sürdürüyorduk. Fakat 2005 yılında Kordelya kapanma kararı alınca biz de Tiyatro ARTI adı altında birleştik.
2005’ten beri birçok farklı projeyi hayata geçirdik. Bunların arasında Samuel Beckett’in oyunlarının sinema uyarlamaları, Oscar Wilde’ın ünlü eseri Salomé, Sofokles, A. Camus, M. Kundera gibi önemli yazarların metinlerinden derlenen Ödipus yer alıyor.
2008 yılında İstanbul seyircisiyle de buluşmaya karar verdik. Geçen sezon tek seyircilik oyunumuz Oyun – Bir Takip Oyunu’yla çok güzel yorumlar aldık.
Şimdiye kadar toplam on altı projeyi hayata geçirdik. Bu sezon da İzmir’de Türk – Yunan mübadelesinin işlendiği Kök, İstanbul’da ise toplumsal önyargıları ve dışlanmışlıkları ele aldığımız İç İçe adlı oyunlarımızla seyirci karşısındayız.
Grup içinde çok farklı mesleklerden ve farklı yaş gruplarından arkadaşlarımız var. Genel olarak yaş ortalamamızın 18 – 25 yaş aralığında olduğunu söyleyebilirim. Ben ve birkaç arkadaşım tiyatro eğitimi alıyoruz. Ekonomik yapılanmamıza gelince, Tiyatro ARTI kar amacı gütmeyen bir grup. Oyunlarımızdan elde ettiğimiz geliri yeni projelerin gerçekleştirilmesi için kullanıyoruz.

İç İçe nasıl bir oyun? Toplumsal önyargılardan bahsediyorsunuz, bunu nasıl ele alıyorsunuz?
İç İçe’de toplumun görmek istemediği veya görünce uzaklaştığı karakterleri ele alıyoruz. Oyunda türbanlılar, sokak çocukları, travesti, marjinaller, engelliler, delilerden oluşan karakterlerin toplumsal önyargılar nedeniyle gözlerden uzak bir mekânda oluşturdukları ütopya tarzında bir yaşam şekilleri var.
Toplumsal önyargılar kısmına gelince, bu karakterlerin her biri toplum tarafından dışlanmış veya kendini ifade edememiş karakterler. Gerçek hayat hikâyelerinden esinlenerek yazılan oyunda, gelen seyirciyle oyuncu arasında iç içe bir etkileşim olmasını sağlıyoruz. Bu noktada kullandığımız sahneleme ve oyunculuk tekniği çok önemli. Oyun bir tiyatro sahnesinde geçmiyor, seyirciyle oyuncu arasına bir uzaklık girmiyor, aradaki mesafe ortadan kalkıyor. Oyunculuk tekniğine gelince, oyuncular bir taklitten ziyade, gerçekten sahneledikleri o karaktere bürünüyorlar. Özetlemek gerekirse kullanılan sahneleme tekniği ve oyunculuk teknikleriyle İç İçe, seyirciye gerçek yaşamı ve gerçek mekânı sunuyor. İç İçe gerçeğin bir başka hali diyebiliriz.

Peki Tiyatro ARTI’nın genel sanatsal çerçevesinden bahsetmek mümkün mü? Ne tür oyunlar sergiliyorsunuz?
Tiyatro ARTI çağdaş tiyatro yapan bir grup. Bu anlamda çağdaş sanatın tüm öğelerini oyunlarında kullanmaya çalışıyor diyebilirim. Gerçekleştirdiğimiz projelere bakıldığında hep yeni olanı aradığımızı, Türkiye’de hiç yapılmamış olanı kovaladığımızı söylemek yanlış olmaz. Örneğin geçen sezon oynadığımız Oyun – Bir Takip Oyunu projesine bakıldığında, ilk defa tek seyirciye oynanan bir oyundu. Büyük bir teknik altyapıyla hazırladığımız oyunda, tek bir seyirciyi, Galata’nın gizemli sokaklarında -yani yine gerçek yaşamdan ve gerçeklikten kopmadan- hiç tanık olmadığı bir yolculuğa çıkarıyorduk. İç İçe’de ise Türkiye’deki tiyatro sanatına başka bir yenilik getirerek oyuncuyla seyirci arasındaki mekânsal uzaklığı kırmaya çalıştık ve daha farklı bir etkileşim yaşanmasını sağladık. Yani oyunda, tiyatrodaki mekân algısına yeni bir bakış açısı getirdik diyebilirim.

Tiyatro ARTI’nın bundan sonraki projeleri neler? 
Şu anda hazırlık aşamasında olan projelerimiz var. Bunlardan bir tanesi Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna romanını oyunlaştırmak. Bu bizi çok heyecanlandıran bir proje. Bir diğer projemiz ise Mayıs’ta düzenlenecek Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında sunmayı planladığımız oyunumuz. Oyunla ilgili şimdilik çok bilgi veremiyorum ancak yine bu oyunda da çağdaş tiyatronun bir örneğini sunacağımızı söyleyebilirim.

Peki Tiyatro ARTI’ya ulaşmak isteyenler sizinle nasıl iletişime geçebilir?
Programımıza göre İç İçe’yi 23 Ocak’a kadar oynuyoruz. Baharda da geçen sezon oyunumuz olan Oyun – Bir Takip Oyunu’nu oynayacağız. Bunlara ek olarak bahar aylarında Kürk Mantolu Madonna, Metis ve Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde seyircilerimiz bizi izleyebilir. Mekânlarla olan görüşmeler henüz kesinleşmediği için tarih ve yer konusunda bilgi veremiyorum. Ancak oyunlarımızı izlemek isteyenler www.tiyatroarti.net veya iletisim@tiyatroarti.net adreslerinden bize ulaşabilir. ❧

Suna Baran

 

Sonraki Gönderi

Tiyatro Pera

Kategoriler

Güney Sayı 104

Yılmaz Güney’i anıyoruz!

İnsanın değerinin olmadığı bu sistemde insan kalmak!

Çukurova Kitap Fuarı’ndan İzlenimler

Kamuoyuna açıklama

15. Çukurova Kitap Fuarı

Yılmaz Güney bizimle!

103. sayımız çıktı

Güney Sayı 103

Mağdurların anılarını canlı tutma mücadelesi

Eskişehir

102. sayımız çıktı

Güney Sayı 102

Ayvalık/Balıkesir

Kocaeli/Gebze

İsviçre satış noktaları

Avusturya satış noktaları

Almanya satış noktaları

101. sayımız çıktı

Güney Sayı 101

Bir bildirge denemesi: Devrimci Gerçekçilik

Süleyman Özdemir

Davet: Yılmaz Güney’i anıyoruz!

DAVET

100. sayımız çıktı!

Güney Sayı 100

Politik tutsaklar ve “hapishane edebiyatı”

Yusuf’suz bir yıl!

“Tutsak Kitapları Sergisi” İzleyicisiyle Buluştu

14 Şubat Dünya Öykü Gününe binaen

İnstagram

  • Etkinliğimizde Muzaffer Doyum kitabını imzalayacak
2 Nisan Pazar 2023 
Saat 14.00 
Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi
Halaskargazi Caddesi No:168  Şişli/İstanbul
  • Doğumunun 86. yılında “Halkın sanatçısı halkın savaşçısı” Yılmaz Güney bizimle
Etkinliğimizde Fatoş Güney kitabını imzalayacak
2 Nisan Pazar 2023 
Saat 14.00 
Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi
Halaskargazi Caddesi No:168  Şişli/İstanbul
  • İnsanın değerinin olmadığı bu sistemde insan kalmak!

Büyük bir felaket yaşıyoruz. Depremde hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına ve dostlarına sabırlar diliyoruz. Yaşananlar karşısında derin bir üzüntü içindeyiz. Söylenecek sözlerin artık tükendiği noktadayız. Depremin sonuçları; acı, ölüm, açlık ve sefaleti arttırdıkça arttırıyor. Yoksul emekçilere ulaşılamayan yardımlar acımızı daha da büyütüyor, duyulan feryatlar karşısında yüreklerimiz dağlanıyor, ama yetmiyor! Yaşadığımız azap depremzedelere çare olmuyor. Yine yaşananları seyretmekle yetiniyoruz, ama yetmiyor işte.

El yordamıyla hayatta kalmaya çalışanlar, kadınlar ve çocuklar felaketle boğuşurken toplum olarak suçluları arıyoruz. Bunlar ya müteahhit, ya iktidar yada yetersiz kalan kurtarma ekipleri oluyor; suçlular çok fazla, suçlular bitmiyor ve biz her felakette yaşananları balıklar gibi seyredip unutuyoruz.

Kapitalistlerin daha fazla kâr uğruna insan hayatını hiçe sayan yapılar inşa etmesine dur diyemediğimiz sürece, bizleri yoksullaştırarak harabe evlerde yaşamaya mahkum edenlere, müteahhitlere ve onların deprem yönetmeliğine uygun olmayan yapılarına izin veren devlet kurumlarına dur diyemediğimiz sürece, insanın ve türlerin yaşam hakkını koruyan merkezinde insanın olduğu bir sistem kurmadığımız sürece yaşanan felaketlerin suçluları bizleriz. Şairin de söylediği gibi “demeğe de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”

Her şeye rağmen can pahasına yardıma koşan insanların, insan üstü çabaları da çok değerli olduğunu görüyoruz. Herkesin yapabileceği çok şey var. Yardım için acil ihtiyaçların karşılanması ve ihtiyaç sahiplerine ulaşılması gerekiyor. Gönüllü, yardım birliklerine katılabilenlerin zaman kaybetmeden harekete geçmesi önemli. Bütün okurlarımızın bu dayanışmaya katılacağını biliyoruz ve imkanı olanlara çağrıda bulunuyoruz: Yardım için gönüllü olun ve elinizden geleni yapın! “Şimdi birlik olma zamanı” diyoruz ama, bu kadarıyla değil tabi ki, bu köhnemiş sistemi ortadan kaldırmak için de birlik olma zamanı. İşçilerin, emekçilerin yaşamını elinden alan, 
Yazının devamı için; https://guneykultursanat.org/insanin-degerinin-olmadigi-bu-sistemde-insan-kalmak/
  • DOĞUMUNUN 86. YILINDA “HALKIN SANATÇISI HALKIN SAVAŞÇISI”
YILMAZ GÜNEY BİZİMLE ETKİNLİĞİNDE BULUŞALIM
2 Nisan Pazar günü saat  14.00 te  Cemil Candaş Kent Kültür Merkezinde buluşalım.
Halaskargazi Caddesi No:168  Şişli/İstanbul
İletişim: 0541 801 35 02/0533 501 64 62
Giriş ücretsizdir
  • Çukurova Kitap Fuarından İzlenimler
Bir kitap fuarı etkinliğini daha geride bıraktık. Çukurova’nın bahar aylarını aratmayan güneşli dokuz gün boyunca iyi yönleri ile hatırlanabilecek bir fuar olduğunu söylemek yanıltmaz bizi. Bu kadar ilgiyi başlarda beklemiyorduk. Hayat pahalılığının olumsuz koşulları altında, enflasyondan en çok zam gören kalemlerden kitapların  temel ihtiyaçlar listesinde en sonda olabileceği ilk aklımıza gelen olmuştu: Tabi bu olgu yaşadığımız toplumun henüz değişmeyen özelliklerinden biri olmaya devam ediyor.  Fakat yinede tüm bu yoksulluğa rağmen, kitaba para ayıran önemli bir okur kitlesi de vardı. Her ne kadar burç kitapları ve kişisel gelişim üzerine yazılı kitaplar ilgisinden değer kaybetmese de ve kitap olsun çamurdan olsun diyenler dışında Çukurova’nın iyi bir okur çevresine sahip olduğunu söyleyebiliriz.
Fuar boyunca, dergimizin standına da ilgi büyüktü. Güney’in yeni ve bir kısım eski sayılarını, İnter ve Dönüşüm Yayınlarının çeşitli kitaplarını standımızda bulundurmuştuk. Fuarda Marksist-Leninist külliyatı bulunduran tek standın bizde olması bir eksiklik olduğu kadar, ilginin sebebi de olduğu söylenebilir. Bizi şaşırtan ise kitaplarımıza ve dergimize duyulan ilginin 14-17 yaş aralığındaki gençlerin oluşturmasıydı. Bu yaş grubu için herhangi bir kuşak tespiti yapmak güç. Yaşlara göre kategori belirlemek yeni moda olsa da bu gençlik başka türlü ilerliyor diyebiliriz, hem de bize hiçte uzak olmayan bir ilerleme. Belki bunu yaşadığımız iki örnekle açıklamak düşüncemizi haklı çıkaracaktır. İlki, henüz 15 yaşında genç bir kız, oldukça zarif ve iyi giyimli; bu haliyle orta halli, kültürlü bir ailenin çocuğu olduğu kesin. Ama bizim açımızdan şaşırtıcı olan bu kızın merakı: “Demokratik devrim mi? Sosyalist devrim mi?” bu konu ilgisini çekiyormuş ve araştırma yapmak istiyormuş. Biz kendisine yaşı için ağır bir araştırma kitabı olduğunu söylemek isterken, babası – bu tür siyasi kitaplara çok ilgisi var, sürekli okuyor, bu konular ona yabancı değil- dedi. Tabi biz şaşırıyoruz. Bir diğer örnek ise Kollontai’nin kitabını gören 15 yada 16 yaşlarında genç bir erkek...(Devamı için: https://guneykultursanat.org/cukurova-kitap-fuarindan-izlenimler/)
  • Güneyden
  • Güney Kitaplığı
  • İçindekiler
  • Haber
  • Karikatür
  • Kitap
  • Makale
  • Öykü/Hikaye
  • Resim/Fotoğraf
  • Röportaj
  • Satış Noktaları
  • Şiir
  • Sinema
  • Tiyatro
  • Dosyalar

© 2021 Güney Dergisi

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güney Kitaplığı
  • Dosyalar
    • Yılmaz Güney
    • Nazım Hikmet
    • Bertolt Brecht
    • Kültür Konferansı
    • Diğer Dosyalar
  • Sizden Gelenler
  • Tüm Sayılar
    • Eski Sayılar
  • İletişim
    • Hakkımızda
    • Göndereceğiniz Yazılar Hakkında

© 2021 Güney Dergisi

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
Güney Size en son haberler ve güncellemeler için bildirimler göstermek istiyoruz.
Reddet
Bildirimlere İzin Ver